Kübra Uzun

emmoğlu

Esma: sazınaa vuraaağn elinee gurbaan..

Candan:
oha lan ne güzel Orhan yaptın.

Esma
: yalnız bu yaptığım Ferdi.

9 months ago / 2 notes /

bazen bilmiyorum

e-   benim taşlarımı neden topladın kübra?
k-   arkadaş iyilik yap denize at balık bilmezse haluk bilir ya.
e-   hadisle dalga geçme.
k-   fakat?

bir avuç sersem

Bazen yemek ısıtmaya kalkıştığımda karnımı doyurabilecek miktarı

ayırdığımda görüyorum ki geriye sadece bir kaşıklık yemek kalmış. Ama

ısıtsam yiyemeyeceğim. Isıtmasam da çok az, yani başka biri dolabı

açtığında muhtemelen o yemeğe karnını doyurmak için elini uzatmayacak.

Tüm bunların hesabını yaptım ve o bir kaşıklık yemeği dolaba geri koymaya

karar kıldım. Hayat hep böyle küçük hesapların peşinde geçiyor dostlarım.


Yine.

Dün.

Hazırlanıp evden çıktım komşu teyze: ‘iftara mı böyle?’ diye sordu. Yine iki

seçeneğim vardı. Ya lafı uzatmadan ‘ehe evet’ diyip yoluma devam

edecektim ya da bu meraklı teyzenin ‘Venezüela Simon Bolivar Orkestrası’nı

izlemeye gidiyorum Nurten teyze’ diyip merakını arttıracaktım. Hiç gerek

yoktu hiç. Çünkü ikinci seçenek yeni bir soru yaratacak ve koşmamı

gerektirecek potansiyeldeydi Nurten teyze için. Dedim ya hiç gerek yok. ‘ehe

evet’ diyip sıvıştım.


Tüm bunlar anlık hesaplar.


Ve de hayatımızı bi sağa bi sola sapmasını sağlayan hesaplar.


Aynı şekilde başkalarının da hayatlarına yön veren…


Belki de ikinci seçeneği seçseydim Dilarağ beni bekletmemek için taksiye

binmeyecek ve yaşlı amcayla tanışmayacaktı.


Ama olmadı, Dilarağ beni bekletti. Ve artık ona ‘Ümit muamelesi’ (buluşma

saatini yarım saat erken söylemek, geç kalan bireyin buluşma saatine asıl

vaktinde gelmesini sağlayan muamele) yapacağımı söyledim. Ama sonra

elimi kalbime koydum sonuçta taksiye binmiş lan bu ona 3 can kazandırır.


Neyse.


Olayları ileri sarıp haliç kongre merkezine girdiğimiz anlara gelmek

istiyorum.


Koltuklarımıza yerleştik. Önümüzde iki kro var. Ama ne kro. Efendime

söyliyim birtakım saçma hareketler yapıyorlar. Konser başladığında da

orkestra şefi gibi triplere girip elleriyle hareketler bi havalar bi havalar… Biz

de Dilarağyla haliyle alay konusu ettik. Gülüştük falan. Konserin sonlarına

doğru şef Gustavo, konserin başından beri dalga geçtiğimiz bu iki herifi

sahneye çıkarttı ve orkestrayı onların eline bıraktı. Ve inanırmısınız konserin

en can alıcı anlarını yaşattılar. Bize ‘vay bee!’ diye dibi düşmüş bir şekilde

koltuklarımızda oturmak kaldı.


İnsan insana bunu yapar mı?

9 months ago / 1 note /
miyopluk yakıştı allahçin.

miyopluk yakıştı allahçin.

10 months ago / 2 notes /
kafa kafası

kafa kafası

10 months ago / 1 note /

10 months ago / 2 notes /

10 months ago / 1 note /
kız çekiyor. (bknz. Seda Kara)

kız çekiyor. (bknz. Seda Kara)

10 months ago / 2 notes /
-havada durdum şahitlerim var.-sabri bey napıyorsunuz?

-havada durdum şahitlerim var.
-sabri bey napıyorsunuz?

10 months ago / 2 notes /
10 months ago / 1 note /
 
Next »



Page 1 of 10
Theme by maggie. Runs on Tumblr.